Yas Tutma ve Yas Evreleri Nelerdir?

Yas Tutma ve Yas Evreleri Nelerdir?

Yas; sevilen, değer verilen bir varlığın geri döndürülemez bir şekilde yitirilmesi sonucunda bireyin deneyimlediği, bilişsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkilerin doğal bütünüdür. Tıbbi ve psikiyatri alanında yas süreci, patolojik bir rahatsızlık olmaktan ziyade, bireyin yeni bir gerçekliğe adaptasyonunu sağlayan, yüksek düzeyde duygusal enerji gerektiren bir uyumlanma mekanizması olarak kabul edilir. Bu süreç, bireyin iç dünyasında derin bir yeniden yapılanma ihtiyacını işaret eder ve kişiden kişiye, kayba uğrayan bağın niteliğine ve bireyin psikolojik kaynaklarına göre özgün bir seyir izler.

Yas Nedir? Yas Ne Demek?

Yas, bir kayıp ve yas olayının ardından yaşanan tepkiler yumağıdır. Yalnızca ölüm gibi nihai kayıplara özgü olmayıp, hayatın akışını kökten değiştiren herhangi bir geri döndürülemez sonlanma karşısındaki doğal tepkiyi ifade eder. Bu kayıplar; bir evlilik birliğinin bitmesi, kronik bir hastalığın teşhisi, mesleki kimliğin yitirilmesi veya fiziksel bir yetinin kaybı şeklinde de tezahür edebilir.

Yas olgusunu sadece üzüntü ile eş tutmak, kavramın derinliğini indirgemek anlamına gelir. Yas, çok boyutlu bir durumdur:

  • Duygusal Boyut: Yoğun keder, özlem, öfke, suçluluk, utanç, yalnızlık ve umutsuzluk gibi geniş bir duygu yelpazesini içerir.
     
  • Bilişsel Boyut: Kaybın gerçekliğini anlamlandırma zorluğu, inkar, ölüm/kayıp üzerine sürekli meşguliyet, odaklanma güçlüğü ve geleceğe dair plan yapamama hallerini kapsar.
     
  • Fiziksel Boyut: Yorgunluk, uyku ve iştah düzeninde bozulmalar, baş ağrısı ya da mide sorunları gibi somatik şikayetler ve bağışıklık sisteminde geçici zayıflamalar görülebilir.
     
  • Davranışsal Boyut: Sosyal geri çekilme, kayıpla ilgili uyaranlardan kaçınma veya tam tersi aşırı bağlanma, işlevsellikte düşüş gibi eylemleri içerir.

Yas tutmak, bu tepkiler bütünüyle aktif olarak meşgul olma eylemidir. Bu bir pasif durum değil, kaybedilen bağın yeniden konumlandırılması için gösterilen psikolojik bir çabadır.

Yas Belirtileri Nelerdir?

Yas belirtileri, bireyin kayba verdiği benzersiz yanıtın dışa vurumlarıdır. Bu belirtiler, yaşanan kayıptan hemen sonra başlayabilir ve sürenin uzunluğuna göre normal bir tepki olarak değerlendirilebileceği gibi, aşırı yoğunlaştığında veya uzun süre devam ettiğinde dikkat gerektiren bir durumun göstergesi olabilir.

Duygusal ve bilişsel yas belirtileri

Bu gruptaki belirtiler, genellikle yas süreci ile en çok özdeşleştirilenlerdir:

  • Yoğun Üzüntü ve Keder: Sürekli bir hüzün hali ve kaybedilen kişi/durum için duyulan derin özlem.
     
  • Öfke ve Suçluluk: Öfke hem ölen kişiye, hem kendisine, hem de dış dünyaya karşı yöneltilebilir. Suçluluk duygusu, yapılmış veya yapılmamış eylemler üzerinden kendini gösterir. Neden beni bıraktın? ya da Keşke böyle yapmasaydım! gibi öfke dolu duygular ön plana çıkabilir.
     
  • İnkar ve Şok: Özellikle ani kayıplarda, olayın gerçekliğini algılayamama, donakalma veya bu bir rüya olmalı şeklinde düşünceler baskın olabilir. Kaybın gerçekliği sorgulanabilmektedir.
     
  • Anksiyete ve Korku: Gelecekle ilgili kaygı, kontrolü kaybetme korkusu ve başkalarını da kaybetme endişesi ön planda olabilir.
     
  • Bilişsel Dağınıklık: Konsantrasyon sorunları, unutkanlık, karar vermede güçlük ve anıları netleştirmede zorluklar yaşanabilir.

Fiziksel ve davranışsal yas belirtileri

Yas tutmak, bedeni de derinden etkiler. Fiziksel duyumlar, stresin vücuttaki yansımasıdır. Aşağıdaki belirtilerin varlığı, bireyin yas süreci içinde olduğunu gösterir ve genellikle geçicidir.

  • Uyku Düzeninde Değişiklikler: Uykusuzluk (insomnia) veya aşırı uyuma ihtiyacı.
  • İştah Değişiklikleri: İştah kaybı veya duygusal yeme ile besinleri teselli aracı olarak kullanma.
  • Fiziksel Rahatsızlıklar: Açıklanamayan ağrılar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, nefes darlığı hissi.
  • Sosyal İzolasyon: Çevreden uzaklaşma, sosyal aktivitelere katılmak istememe durumu.
  • Aktivite Azalması: Daha önce keyif alınan aktivitelere karşı ilgisizlik ve genel bir enerji düşüklüğü hali.

Yas Evreleri Nelerdir?

Yas tutmak psikoloji alanında en çok tartışılan ve en yaygın bilinen modellerden biri, Elisabeth Kübler-Ross’un ölümle yüzleşen hastalar üzerine geliştirdiği ve daha sonra kayıp ve yas durumlarına adapte edilen yas evreleri modelidir. Bu evreler, doğrusal bir sıra izlemek zorunda değildir; bireyler bir evreden diğerine atlayabilir, geriye dönebilir veya aynı anda birden fazla evrenin özelliklerini deneyimleyebilir. Bu evreler, yas süreci evreleri olarak, bireye ne yaşadığını isimlendirme ve normalleştirme alanı sunar. Kübler-Ross’un klasik beş aşamalı yas modeli aşağıdaki şekildedir.

İnkar:

İnkar, genellikle ilk tepkidir ve psikolojik bir şok durumunu yansıtır. Birey, kaybın büyüklüğünü veya gerçekliğini zihinsel olarak işleyemez. “Bu gerçek olamaz,” “Bana bir yanlışlık yapıldı” gibi düşüncelerle kendini korumaya alır.

Öfke:

İnkar perdesi kalkmaya başladığında, acı ve hayal kırıklığı öfke olarak yüzeye çıkar. Bu öfke, doktorlara, aileye, hayata, kadere veya bazen kaybedilen kişiye bile yöneltilebilir. Bu aşama, bireyin kontrol hissini geri kazanma çabasının bir parçasıdır.

Pazarlık:

Bu evrede, birey kaybı geri çevirmek ya da acıyı hafifletmek için eğer ile başlayan düşünce kalıplarına girer. Evrene yönelik olarak, “Eğer şöyle yapsaydım, o zaman böyle olmazdı” şeklinde gizli ya da açık kendi içinde anlaşmalar yapılmaya çalışılır. Suçluluk duygusu bu aşamada zirve yapabilir.

Depresyon:

Pazarlıkların işe yaramadığı ve kaybın geri döndürülemezliğinin tam olarak anlaşıldığı dönemdir. Bu, yas sürecinin en zorlu evrelerinden biridir. Yoğun üzüntü, umutsuzluk, yorgunluk, sosyal geri çekilme ve hayattan tat alamama görülür. Bu evre, sağlıklı bir yas tutmak için gereklidir, çünkü kişi yavaş yavaş içe döner ve kaybın gerçekliğini sindirmeye başlar.

Kabul:

Kabul etmek, kaybın yok edilmesi anlamına gelmez. Aksine, kaybın yaşamın kalıcı bir gerçeği olarak kabul edilmesidir. Öfke ve derin üzüntü azalır; kişi, kaybedilen kişi olmadan yaşama biçimini yeniden yapılandırmaya başlar. Geleceğe dair küçük umutlar yeşerir ve günlük yaşama kademeli olarak geri dönüş başlar.

Uzamış Yas ve Travmatik Yas Nedir?

Herkesin yas süreci farklı olsa da, bu sürecin belirli bir zaman diliminde azalması beklenir. Süreç beklentilerin ötesine taştığında veya kayıp, bireyin başa çıkma kapasitesini aşan koşullarda yaşandığında, farklılaşmış yas biçimleri ortaya çıkar.

Uzamış Yas

Uzamış yas, kişinin kayıp olayından sonra belirli bir süre geçmesine rağmen, yas tepkilerinin yoğunluğunu kaybetmemesi ve günlük işlevselliğini önemli ölçüde sürdürmesidir. Normal yas tepkilerinin şiddetinin ve kalıcılığının patolojik bir boyuta ulaşmasıdır.

Uzamış yas belirtileri şunları içerir:

  • Ölen kişiye duyulan yoğun özlem ve anılarıyla aşırı meşguliyet
  • Hayatın anlamsız geldiği hissi ve geleceğe dair umutsuzluk
  • Kaybı hatırlatan ortamlardan veya durumlarla ilgili kaçınma davranışları
  • Duygusal uyuşukluk yani duygularını hissedememe veya sürekli yoğun keder hali
  • Sosyal işlevsellikte, iş veya arkadaşlık ilişkilerinde kalıcı bozulmalar

Travmatik yas ve travmatik yas evreleri

Travmatik yas, kaybın kendisinin veya kayba eşlik eden koşulların bireyde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) benzeri tepkileri tetiklemesi durumudur. Travmatik yas evreleri klasik evrelerden daha karmaşık ve daha uzun süreli olabilir çünkü kişi hem kederle hem de olayın dehşetiyle mücadele eder.

Bu durumun temel ayırt edici özelliği, kayıp anısıyla ilgili tekrarlayıcı, rahatsız edici anıların, kabusların ve aşırı uyarılmışlık halinin baskın olmasıdır. Kişi, kayıpla ilgili düşüncelerden kaçınmak yerine, olayın dehşet verici detaylarına takılıp kalabilir. Travmatik yas, genellikle daha yoğun bir anksiyete ve kontrol kaybı hissiyle kensini gösterir ve profesyonel müdahale gereksinimi yüksektir.

Yas Sürecini Sağlıklı Yönetmek için Neler Yapılmalı?

Yas süreci, pasif bir bekleyiş değil, aktif bir baş etme durumudur. Sağlıklı bir yas tutmak, bu duygusal fırtınanın içinde yol haritası geliştirmeyi gerektirir.

Duyguları ifade etme ve kabul etme

  • Duygulara İzin Verin: Ağlamaktan, öfkelenmekten veya hissizleşmekten kendinizi alıkoymayın. Yas, duyguları bastırmakla değil, onları deneyimleyerek aşılır.
     
  • İletişim Kurun: Güvendiğiniz bir arkadaşınızla, aile üyenizle veya bir destek grubuyla yas tutma deneyimlerinizi paylaşın. Yalnız olmadığınızı bilmek büyük bir güç kaynağıdır.
     
  • Yazma ve Yaratıcılık: Duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsanız, günlük tutmak, yazmak veya sanatsal faaliyetlerle meşgul olmak, bilinçaltındaki karmaşık duyguları yüzeye çıkarabilir.

Fiziksel ve günlük işlevselliğin korunması

  • Rutinleri Korumaya Çalışın: Kayıp, hayatın düzenini sarsar. Mümkün olduğunca temel rutinleri korumak, bir miktar öngörülebilirlik sağlar.
     
  • Fiziksel İhtiyaçları Göz Ardı Etmeyin: Uyku, beslenme ve yürüyüş gibi hafif egzersiz bu dönemde zorunludur. Vücuda iyi bakmak, zihinsel dayanıklılığı destekler.
     
  • Büyük Kararlar Erteleme: Yasın en yoğun dönemlerinde ilk 6-12 ay, taşınmak, iş değiştirmek, boşanmak gibi hayatı değiştirecek büyük kararların ertelenmesi tavsiye edilir.

Anma ve yeniden bağ kurma

  • Alışkanlıklar Oluşturun: Kaybı anmak için bir anı defteri tutmak, yıldönümlerinde özel bir şey yapmak gibi kişiye özel alışkanlıklar oluşturmak, yasın kabullenme aşamasına geçişini kolaylaştırır.
     
  • Zor Günlere Hazırlık: Doğum günleri, bayramlar ve yıl dönümleri gibi özel zamanların zor geçeceğini öngörerek bu günlere hazırlıklı olmak ve o günlerde sosyal destek planı yapmak önemlidir.
     
  • Profesyonel Destek: Eğer yas belirtileri günlük yaşamı sürdürmeyi imkansız hale getiriyorsa, uzamış yas şüphesi varsa veya intihar düşünceleri eşlik ediyorsa, bir psikiyatrist veya klinik psikologdan destek almak kaçınılmazdır. Terapi, süreci sağlıklı bir şekilde yönetmek için gerekli araçları sunar.